Sema *DİNLE VE OKU*
EZAN -FATİH KOCA NIN SESİNDEN
DİNLE
Sema
2008-Jun-2 - Sadece Kur'an Ayetleriyle Konuşan Kadın..
2008-Mar-15 - Hayattaki sIkintilara iman gozluguyle bakmak!..
2008-Jun-2 - Sadece Kur'an Ayetleriyle Konuşan Kadın..
Yazar: sema

Tebe-i Tâbiîn neslinden Abdullah ibn Mübarek hazretleri anlatıyor:
Hacca gidiyordum. Irak-Suriye topraklarından geçerken yalnız bir
kadına rastladım. Selâm verdim; selâmımı"Söz olarak Rahîm bir

rabden selâm sözüdür onların duyacağı" (Yâ-Sîn:58 ) âyetiyle aldı.
"Buralarda ne yapıyorsun?" diye sordum.
"Allah kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak yoktur" (A'râf: 186)
âyetini okudu.
Anladım ki, yolunu kaybetmiş. Nereye gittiği soruma
"Bir gece kulunu Mescid-i Haram'dan alıp Mescid-i Aksâ'ya götüren
Allah'ı tesbih ederim" (İsrâ: 1)
âyetiyle karşılık verdi.
Anladım ki, geçtiğimiz hacc mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs'e gidiyor.
"Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?" dedim.
"Tam üç gece (yani üç gündür)" (Meryem: 10) dedi.


Yiyecek verme teklifinde bulundum.
"Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın" (Bakara: 187) âyetini
okudu.
"İyi de Ramazan'da değiliz" dedim.
"Kim Allah için nafile bir hayır yaparsa, Allah her hayrın karşılığını
verendir, her şeyi hakkıyla bilendir" (Bakara : 158 )
âyetiyle cevap verdi.*
*"Yolculukta oruç açılabilir" dedim.
"Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır" (Bakara : 184 ) âyetini
okudu.*
* Niye benim gibi konuşmadığını sordum.
"Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o
sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun" (kâf: 18 )
dedi.


"Kimlerdensin?" diye sordum.
"Bu konuda bilgin yok (ailemi söylesem de tanımazsın). Sonra
göz de, kalb de (görmeden, kesin bilgiye dayalı olmadan verdiğin her
hükümden) sorumludur" (İsrâ: 36)
âyetiyle cevap verdi. "Hata ettim,
hakkını helâl et!" dedim.
"Bugün size kınama yok. Allah, sizi bağışlasın" (Yusuf: 92) dedi.
Deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum.
"Hayır adına ne işlerseniz Allah onu bilir" (Bakara: 215)
âyetiyle
mukabele etti. Devemi yanına getirdim. Binecekken,
"Mü'min erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar" (Nûr: 30) âyetini okudu. *
*Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı,
bu arada elbisesi az yırtıldı.


"Başınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat işleyip, onu hak
etmeniz sebebiyledir" (Şûrâ: 30)
âyetini mırıldandı.
"Sabret, deveyi bağlayayım!" dedim.
"Bu hususta Süleyman'ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kıldık"
(Enbiyâ: 79)
âyetini okuyarak, devemi yönlendirme konusunda benim
daha başarılı
olduğumu kasdetti. Deveye bindi ve
"Bunu bize baş eğdiren Allah'ı tesbih ederim; yoksa bunu biz
başaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceğiz!" (Zuhruf:13-14)

âyetlerini okudu.


"Haydi!"diye deveyi hızlandırdım.
"Yürüyüşünde (ve davranışlarında) vakur ol ve sesini yükseltme.
Seslerin en çirkini, (bağıran) eşeğin sesidir!" (Lokman: 19)
mukabelesinde bulundu.
Yürürken şiir okumaya başladım.
"Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun!" (Müzzemmil: 20) dedi. "Şiir
okumak haram değil ki!" dedim.
"Bu hususu ancak gerçek idrak ve basiret sahipleri düşünüp anlar!"
(Bakara: 269)
cevabını verdi. Bir süre gittik; sonra evli olup
olmadığını sordum.


"Ey iman edenler! Cevabı verildiğinde sizi üzecek meselelerden
sormayın!" (Mâide: 101)
âyetini okudu. Derken kafilesine ulaştık ve
"Kafile içinde kimsen var mı?" dedim.
"Mal ve evlât dünya hayatının süsüdür!" (Kehf: 46) dedi. Anladım ki,
evlâdı var. İsimlerini sordum. "Allah İbrahim'i dost edindi; Allah
Musa ile konuştu; Ey
Yahya, Kitab'a kuvvetle tutun!" (Nisâ: 125, 164; Meryem: 12)
âyetlerini okudu. "Ey İbrahim, ey Musa, ey İsa!" diye kafileye
seslendim. Nur yüzlü üç genç "Buyur!" diye çıkageldi.


Onlara para verip, "Bununla içinizden birini şehre yollayın!
Yemeklerin helâl ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek
getirsin. Dikkatli
davransın!" (Kehf: 19)
dedi. Yiyecek gelince bana, "Geçmiş
günlerinizde yaptıklarınızın karşılığında şimdi afiyetle yiyip
için!" (Hâqqa: 24)
dedi. Çocuklara, "Annenizin bu durumunu bana
söylemezseniz bu yemekten yemem!" dedim.
"Annemiz" dediler, "Ağzından Cenab-ı Allah'ın gazabını çekecek
yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40 yıldır böyle sadece Kur'an'la konuşur."
İbn Mübarek, bu hadiseyi Kur'an'da her şeyin bulunduğuna delil olarak
anlatırdı.


Baglantı
2008-Mar-15 - Hayattaki sIkintilara iman gozluguyle bakmak!..
Yazar: sema

Nisa Sûresi'nde "Kim bir kotuluk yapar, gunah islerse cezasini mutlaka gorecektir." buyuruluyor.Bu mealdeki ayetlerin gelisinden sonra bazi hassas insanlar Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelerek endiselerini aciklayip derler ki :

-  Ya Rasulallah, ne olacak bizim halimiz? Ayetlerde "Kim bir kotuluk yapar, gunah islerse cezasini gorecektir." buyuruluyor. Bizler ise gunahtan hali olamiyoruz. Bazen nefsimize uyarak, bazen de gaflete dalarak gunaha maruz kaliyor, yanlisa dusebiliyoruz. Bunlarin hepsinin de ahirette cezasini goreceksek nasil dayanacagiz ahirette biriken bunca cezalara?

Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) mujde mahiyetindeki rahatlatici cevabi soyle olur :

-  Siz hayat boyunca hic hastalanmiyor musunuz? Sikinti ve uzuntulere maruz kalmiyor musunuz?

-  Hastalandigimiz da oluyor, sikinti ve uzuntulere maruz kaldigimiz da oluyor.

-  Iste o sikinti ve uzuntuler, islediginiz bazi gunah ve hatalarin cezasini teskil eder. Dunyada cekilen si-kinti ve maruz kalinan zorluklar gunahlarin kefareti yerine gecer. Sayet sabreder de sikâyetci olmazsaniz.

Bu cevaptan sonra o insanlar sikinti ve uzuntuye maruz kaldiklarinda asiri uzulmemisler, insaallah gunahlarimizin kefareti yerine gecer, affimiza sebep olur diyerek zorluklar icinde de bir mutluluk duygusuna sahip olmuslar, dayanma gucu kazanmislardir.

Demek ki kotulukleri, gunahlari cezasiz birakmayan Allah (celle celaluhu), hastaliklari, cesitli sikinti ve musibetleri bu gunahlarin cezasi yerine kabul etmektedir. Boylece sikinti ve zorluklara maruz kalan insanlar bir bakima gunah ve kusurlarinin cezasini burada cekmekte, ahirete tehirinden de kurtulmus olmaktalar. Bundan dolayi, maneviyatta ilerlemis, sikintilara iman gozluguyle bakmaya baslamis insan, basina gelen zorluk ve sikintilardan sonra 'insallah gunahlarimin affina sebep oluyor' diyerek sikâyet  etme duygusuna girmez, hep sabir icinde sukretme huzuru yasar.

Anlasilan odur ki, imanli insanlarin dunyada hastalik, yokluk, kaza... gibi cok cesitli zorluklara maruz kalmasi yine de o insanlarin hakkinda hayirdir, sonucu itibariyla lehinedir. Cunku isledigi bazi gunahlarin, hatalarin cezasini boylece dunyada cekmezse ahirete tehir edilecektir. Ahiretin cezasi ise dunyadaki ile kiyas kabul etmeyecek kadar agir olacaktir. Ayrica burada basa gelen pesin sikintilar insanin gunah ve kotulukte daha da ileriye gitmesine de engel olur, ikaz olup aklini basina almasina da sebep teskil eder...

Zaten inanmis insanlara gunahlarinin cezasi cogunlukla dunyada gelir, ahirete tehir edilmez. Bu, Allah'in onlari yine sevdiginin ve korudugunun da isareti olur. Eger bir kula bunca gunah ve isyanlarina ragmen bir sikinti ve zorluk gelmiyor, bir ikaza maruz kalmiyor da, simariklik ve gunahkârligini devam ettiriyorsa, onu ahirette, dunyada cezasini hic odemedigi gunah yigini bekliyor demektir. Asla hayrina degildir burada cezasiz kalmasi, isyan ve tugyanina da devam etmesi. Bu sebeple imanli insanlar burada baslarina gelen sikintilardan, musibetlerden dolayi hep sabretmis, ahirete tehir edilmeyip de dunyada verilen bir uyari olarak yorumlayip bir nevi sikinti icinde teselli bularak teslimiyetlerini surdurmus, bu anlayislariyla da yine kazanmislardir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem), imanli insanin bu kazanma anlayisini su ozel ve guzel hadisiyle aciklamistir :

-  Imanli insanin anlayisina hayret edilir. Cunku uzulecek bir sikintiya maruz kalsa sabreder kazanir; sevinecek bir nimete nail olsa sukreder yine kazanir. Boylece imanli insan, hayatindaki her olayi hakkinda hayra cevirir. Ya sabreder kazanir, ya sukreder kazanir. Her iki halde de hep kazanir, hic kaybetmez..

Iste bundan dolayi hayata iman gozluguyle bakanlarin hali hep ayni olur :

-  Ya sabreder kazanir, ya da sukreder kazanir.

-  Yeter ki bu gercegin farkinda olsun, hayata iman gozluguyle bakmasini bilsin.

Baglantı
« geri:: ileri »

En Üste Dön

Son Baslıklar

Get your own Chat Box! Go Large!


HTML KOD
PAGERANK ÖLÇER Kod:
sitenizin adresi :
HTML KOD

cursor